İçeriğe geç

MİNİK FARE PEREZ

1886 yılıda doğan ve kral XIII. Alfonso olarak anılacak olan küçük Alfonso, babası kral XII. Alfonso öldükten sonra doğmuş yetim bir çocuktur.  Saltanat naibi olan annesi Maria Cristina tarafından el bebek gül bebek büyütülür. Öyle ki, küçük Alfonso’nun ilk süt dişini kaybettiğinde çok üzüldüğünü gören annesi oğlunu sevindirmek için, aynı zamanda bir yazar olan rahip Luis Coloma’dan bir diş hikayesi yazmasını ister. Hikaye, hem küçük prensin üzüntüsünü geçirmeli, hem de geleceğin kralına bir ders de vermelidir. Peder Coloma işe koyulur ve “El Ratoncito Pérez” isimli küçük hikayeyi yazar. Hikaye, Maria Cristina ve oğlu Alfonso tarafından çok beğenilir ve çıkış öyküsü unutulsa da dişini kaybeden çocuklara hep anlatılan bir İspanyol masalına dönüşür:

 

Minik Fare Pérez

Bir zamanlar şehirde Pepito Pérez adında minik bir farecik yaşardı. Yuvası, bir evin duvarındaki küçücük bir delikti. Fare deliği çok büyük değildi belki ama çok rahattı ve orada hiç yiyecek sıkıntısı çekmezlerdi. Çünkü, yuvalarının bulunduğu ev bir fırının üst katındaydı ve geceleri küçük farenin babası fırına iner, un ve yiyebilecekleri diğer şeyleri arayıp bulurdu.

Bir gün Pepito üst kattan gelen bazı gürültüler duydu. Meraklı bir fare olduğundan, su borularından tırmandı, tırmandı ve üst kata çıktı. Çıkar çıkmaz karşısında bir sürü tuhaf alet, koltuk, çiçek ve tablol buldu… Galiba buraya birileri taşınıyordu.

Sonraki gün ne olup bittiğine bakmak için Pepito tekrar yukarı çıktı ve çok hoşuna giden bir şeyle karşılaştı. Daire, bir dişçi muayenehanesi olmuştu!

O günden sonra her gün üst kata çıkamaya ve doktor José Maria’nın ne yaptığına bakmaya başladı. Onu bakarak ne yaptığını o da öğreniyordu. Onu izliyor ve yaptıklarını küçük bir kağıt parçasına not alıyordu.  Sonra da gördüklerini ailesi üzerinde uyguluyordu. Mesela annesinin dişlerini güzelce bir temizledi ve kardeşinin diş ağrısını da küçük bir ilaçla iyileştirmeyi başardı. İşte böylece minik fare Pérez yavaş yavaş isim yapmaya başladı…

Ülkenin dört bir yanından fareler tedavi için ona geliyordu artık. Çantalarında ona getirdikleri yiyeceklerle köyden gelen fareler ve şapkalı ve bastonlu şehir fareleri, küçük fareler, büyük fareler, şişman fareler, zayıf fareler.. Hepsi minik fare Pérez’e dişlerini tedavi ettirmek için geliyorlardı.

İşte o sırada daha büyük bir problemi olan yaşlı fareler de ona gelmeye başladılar. Bunlar hiç dişi olmayan farelerdi ve turron tatlısı, ceviz, badem ve gençliklerinden beri yiyemedikleri başka bir sürü şeyi yemek istiyorlardı. Minik fare Pérez düşündü, düşündü,düşündü ve ona güvenen bu dişsiz yaşlı farelere yardım edecek bir yol arayıp durdu.

Sonra üst kattaki dişçi muayenehanesine bir bakmaya karar verdi. Orada doktor José Maria’nın, yaşlı bir hastanın ağzına yepyeni dişler yerleştirdiğini gördü. Bu yeni dişler, yaşlı hastanın değildi, çünkü dişler, dişçiler için diş fabrikasında yapılıp gelmişlerdi. Zaten çok büyüklerdi ve onun işine yaramazlardı. İşte tam o sırada içeri, annesiyle birlikte küçük bir çocuk girdi. Küçük çocuk, yerine yeni ve daha sağlam dişinin gelmesi için, doktordan süt dişini çekmesini istedi.

Doktor, çocuğun dişini çekti ve ona küçük bir diş hediyesi verdi. Minik fare Pérez o anda bir çözüm bulmuştu! Kendi kendine: “Bu çocuğun evine gideceğim ve ondan dişini satın alacağım.” dedi.  Bütün şehirde onu aradı ve sonunda evini buldu. Ama oraya vardığında, kapıda kocaman bir kediyle karşılaştı için eve giremedi.

Minik fare Pérez de herkesin uyumasını bekledi ve sonra çocuğun odasına girdi. Küçük çocuk dişine bakarken uyuyakalmış ve dişini yastığının altına koymuştu.

Zavallı farecik Pérez her yerde dişi aradı ve sonunda onu gizlendiği yerde buldu. Dişi alıp, küçük çocuğa da güzel bir hediye bıraktı. Ertesi sabah küçük çocuk, hediyesini gördü ve mutluluktan havalara uçtu, neler olduğunu da okuldaki tüm arkadaşlarına anlattı.

O günden sonra, tüm çocuklar düşen süt dişlerini yastıklarının altına koydular. Minik fare Pérez ise gelip çocuklardan süt dişlerini aldı ve yerlerine muhteşem hediyeler bıraktı.

Sonunda onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

SON

 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın