Ana içeriğe atla

İSPANYOLCA - TÜRKÇE BENZER KELIMELER 1: İspanyolca ile Türkçenin Dirsek Temasları

             


 

Başlık iddialı. Ancak, metnin herhangi bir iddiası yok. Öncelikle, akademik bir araştırmaya dayanmıyor. Çıkış noktası ise, tamamen kişisel merak, diyebiliriz. 


Bundan yıllar önce, henüz bir lisans öğrencisiyken, “Acaba, İspanyolca ile Türkçe arasında kelime alışverişi olmuş mudur ya da iki dilde ortak kelimeler var mıdır?” sorusuyla başladı her şey. Önce bir bitirme ödevine, sonra da yıllar boyunca not aldığım bir kelime listesine dönüştü. Yeni öğrenilen dille ilgili bir öğrenci merakı, sonrasında bir eğitimcinin “Acaba, benzer kelimelere vurgu yapılırsa ya da benzer kelimeler önceden öğretilirse, İspanyolca öğrenen öğrencilerin kelime hazinesine gözle görülür bir katkı sağlar mı?” sorusuna evrildi. Eğitimcilik hayatımın hiçbir aşamasında öğrencilerimle böyle bir listeyi bütün olarak paylaşmadım (aslında paylaşamadım), çünkü hem her zaman yetiştirilmesi gereken bambaşka konulardan sıra gelmedi, hem de sadece İspanyolca öğrenmeye odaklı çok fazla öğrencim olmadı. Dolayısıyla, anlaşılması ve ezberlenmesi için belli bir İspanyolca seviyesi gerektiren bu liste, sabırla sırasını beklemeye devam etti. Yine de, verdiğim derslerde, sırası geldikçe İspanyolca ile Türkçe arasındaki benzer bazı kelimelere vurgu yaptım ve örnekler verdim. Verdiğim her örnek, tebessüm ve şaşkınlıkla karşılandı. Yeni öğrenmekte oldukları, öğrenirken de bir hayli zorlandıkları bir dilde, anadilimizde kullandığımız kelimelerin de var olduğunu görmenin şaşkınlıkla karışık bir iç huzuruydu yüzlere yansıyan. Bu yazının amacı da bu aslında, bu şaşkınlığın sınıf duvarları ( hatta şu an Zoom odaları) ile sınırlı kalmaması ve bir şekilde İspanyolca ile temas etmiş / etmekte olan kişilere, kelime hazinelerini geliştirmeleri konusunda katkı sağlaması.


Bu metin, bir yazı dizisi halinde devam edecek. Daha önce de belirttiğim gib, herhangi akademik bir araştırmaya dayanmıyor. Çünkü, dilbilim benim uzmanlık alanım değil. Bir yazı dizisi halinde devam edecek bu metin, İspanyolca öğrenen ve sözlük okuyabilen herkesin kendisinin de yapabileceği uzunca bir listeden oluşuyor. Bu haliyle bir numarası yok. Ancak, ilk defa görülecek bir sıralı liste bu (elbette eksikleri olacaktır) ve toplu listeler de her zaman bir kolaylık sağlar düşüncesindeyim.


Akademik bir araştırma olmasa da, elbette hem bu yazıyı oluştururken, hem de listeyi hazırlarken bir takım kaynaklardan faydalandım. Tüm yazı dizisi için ortak olan kaynakları, bu metnin sonuna ekleyeceğim, ancak daha sonra her bir yazının altına kaynakça koymayacağım. Okuyucu, bu yazının sonunda bulunan kaynakçanın, tüm yazı dizisine ait olduğunu bilmelidir.


Listeler alfabetik sırayla hazırlanmıştır. Her bir kelimenin önce İspanyolcası, sonra hangi dilden alındığı ve son olarak Türkçedeki karşılığı verilmiştir. Dolayısıyla, sadece iki dildeki benzerlikler değil, iki dilin kullanımında olan kelimelerin hangi üçüncü dilden geldikleri de görülebilir.


İspanyolcada zarflar, sıfatların sonuna “-mente” takısı getirilerek yapılır. Birkaç istisna haricinde tamamı böyledir. Örneğin, “acádemico: akademik” anlamındayken, “acádemicamente: akademik olarak” anlamına gelir.Kendim için liste yaparken, elbette zarfları da eklemiştim, bu yazı dizisi için de çıkarmadım. Halihazırda biraz da olsa İspanyolca bilenler zaten kelimeleri gördüklerinde anlayacaktır, hiç İspanyolca bilmeyenler içinse bu açıklamanın yeterli olmasını umuyorum.


Tüm bu açıklamalardan sonra, bugünkü yazımızın konusuna gelebiliriz: Nedir bu iki dildeki olası benzerlikleri doğuran şeyler? Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım; İspanyolca ve Türkçe doğrudan etkileşim içinde olacak kadar tarihi bir ortaklık yaşamadı. Yani, coğrafi olarak yakın bölgelerde değillerdi ve İspanyol ve Türkler büyük topluluklar halinde birbirleriyle ilişki halinde olmadılar. Dolayısıyla iki dildeki benzerlikler çoğunlukla, (Arapça, Fransızca, Latince vb.) üçüncü dillerle olan alışverişlerden kaynaklanıyor. Yine de, doğrudan birbirlerine verdikleri kelimeler yok değil. Örneğin, Türkçeden İspanyolcaya geçen kelimeler arasında, (olmazsa olmaz) yogur ve baja ( paşa) gibi kelimeler bulunurken; İspanyolcadan Türkçeye geçenler arasında, Latin Amerika’nın yerel dillerinden İspanyolcaya geçerek dilimize giren kelimeler sayılabilir: hamaca ( hamak), tomate (domates), patata ( patates), (llama) lama, chocolate (çikolata) gibi. Bunların dışında, doğrudan İspanyolcadan gelmese de, önce İspanyolcadan Fransızca ya da İtalyanca gibi dillere geçerek, sonradan dilimize giren sözcükler de vardır: cabotaje ( fr. inglés cabotage , tr. kabotaj), merino (fr.mérinos, ingl., it. y al. merino, tr. merinos) cigarro ( fr. cigare, it. sigaro, ingl. cigar , tr. sigara), carambola ( fr., ingl.,carambole, it. carambolo, tr. karambol)


Bu aşamada, İspanyolca ve Türkçenin doğrudan birbirine verdiği kelimelerden ziyade, hangi üçüncü dillerden bu iki dile kelime geçişleri olduğuna ve bu geçişin nasıl yaşandığına yoğunlaşmak faydalı olacaktır. Bu noktada karşımıza çıkan diller şunlar: Arapça, Latince, Yunanca ,Fransızca ve İtalyanca. Şimdi İspanyolca ve Türkçenin bu dillerle olan ilişkisine bakalım:


İslamiyetin kabulünden sonra, dilimize Arapça ve Farsça kelimelerin girdiğini biliyoruz. Özellikle XIII. yüzyıl ile başlayan bu yoğun kullanım, XVI. yüzyılda zirve noktasına ulaştı ve bürokrasinin diline dönüştü. İspanyolca’nın Arapça ile teması ise elbette Endülüs dönemine dayanıyor. IX ila XV. yüzyıllar arası, giderek azalsa da, devam eden bir Arapça ile etkileşim hali İber Yarımadası’na hakimdi. Öyle ki, İspanyolcada “al” önekiyle başlayan birçok kelime, Arapçadan gelmedir. Örneğin, albornoz (bornoz), alcofa ( küfe, kova) gibi. 


Latinceden gelen bir dil olan İspanyolcada bu dilde kelimeler bulunması elbette kaçınılmazdır. Aynı şekilde, bu etkileşim, Latinceden gelen diğer diller arasında da bulunur. Fransızca, İtalyanca, Portekizce gibi. Türkçeye İtalyancadan gelen kelimeler, XV. yüzyıl öncesinde denizlerde başlayan ilişkilerin sonucudur; denizcilik terimi olmasa da birçok kelimenin İspanyolcası da birbirine çok benzemektedir: baño (banyo), baúl (bavul), bomba (bomba), cambio (kambiyo), campaña (kampanya) gibi. İtalyancadan gelen birçok müzik terimi de bulunur: aria ( arya), libreto gibi.  Aynı şekilde Fransızcadan geçen ortak kelimelere de şunları örnek verebiliriz: mascara ( maske), equipo ( ekip), etiqueta ( etiket), museo ( müze), reportaje ( röportaj), pánico ( panik), paisaje ( pasaj), vitamina ( vitamin) vb.


Her iki dile de Yuancadan geçen ve  Türkçede –logos / İspanyolcada  -logía son ekli birçok kelime bulunur. Antología ( antoloji) , biología ( biyoloji), terminología ( terminoloji), astrología ( astroloji) bunlardan bazılarıdır. 


Ve son olarak elbette İngilizce. Tarihsel etkileşime ek olarak, XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyayı etkisi altına alan İngilizceye, tabi ki İspanyolca ve Türkçe de direnemedi ve birçok sözcük ortak kullanıma girdi. biquini (bikini), fútbol ( futbol), parti, sueter ( süveter), tenis, champú ( şampuan), pijama, marketing, jazz, bloque ( blok), esmoquin ( smokin), pudín ( puding) vb.


Genel bir girişten sonra, ilk yazımıza burada son veriyoruz. İspanyolca ile Türkçe dillerinde ortak olarak kullanılan kelimelerin bir araya getirildiği bir çalışmanın, İspanyolca öğrenen herkese kolaylık sağlamasını ve kelime hazinelerini geliştirmelerine katkıda bulunmasını dilerim.


KAYNAKÇA

 

AKSAN, Doğan. Her Yönüyle Dil, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1995.

ARIZA, Manuel. Sobre fónetica histórica del español, Editorial ARCO LIBROS S.L., Madrid, 1994.

CAFEROĞLU, Ahmet. Türk Dili Tarihi I, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul, 1970.

COROMINAS, A., PASCUAL, J. A., Diccionario crítico etimológico castellano e hispánico, Vol. I-VI., Editorial GREDOS, S. A., Madrid, 1996.

CRESCIONI DE NEGGERS, Gladys. Vocabulario culto, Editorial PLAYOR, S. A., Madrid, 1975.

GÓMEZ TORREGO, Leonardo. El buen uso de las palabras, Editorial ARCO/LIBROS, S. A., Madrid, 1992.

JIMÉNEZ FERNÁNDEZ, Rafael. El Andaluz, Editorial Arco Libros, S. L., Madrid, 1999.

KUT, İnci. Gran diccionario español-turcoİnkılâp Yayınları, İstanbul, 1991.

LAPESA, Rafael. Historia del la lengua española, Editorial Gredos, S. A., Madrid, 1991.

MEDINA LÓPEZ, Javier. El anglicismo en el español actual, Editorial Arco Libros, S. L.,

Madrid, 1996.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSPANYOL İSİMLERİYLE İMTİHANIMIZ

Bir İspanyol’un ismini gören bir Türk’ün verdiği ilk tepkilerden biri, biraz da şakayla karışık “İsim değil destan mübarek!” olur. Ya da ilk kez İspanyolca öğrenmeye başlayan birisi bildiği tüm İspanyolca isim ve soy isimleri art arda hızlıca söyleyerek sanki çok iyi İspanyolca konuşuyormuş gibi şaka yapar. Örneğin, “Juan Manuel Real Espinoza Sanchos Manchos Başkabişeybilmiyos” vb. Evet, İspanyol isim ve soy isimleri birkaç isim ve soy isim barındırır ve bu durum, İspanyol isimleriyle ilgili bu klişe söylemlerin kaynağını oluşturur. Peki İspanyolları’ın isimleri nasıl bu kadar uzun olabiliyor? Türkiye’de İspanyol kültürünün tanınırlığı arttıkça birçok kişi tarafından artık bilinen bu durumu, bir kez de biz topluca ele alıp açıklayalım dedik. “İspanyollar ve isim” konusunu açıklarken öncelikle bilmemiz gereken, her İspanyol’un biri babasından biri de annesinden gelen iki soy ismi olduğudur. İlk soy ismi babasından aldığı, ikincisi ise annesininkidir. Ömrü boyunca ikisini de bir a

İSPANYOL GRİBİ NEDİR?

COVID-19 ya da halk arasındaki adıyla Coronavirus (Koronavirüsü), maalesef tüm dünyanın şu günlerde en büyük sorunu ve yakın zamanda da geçeceğe benzemiyor. Hepimiz evlerimize kapanmışken, büyük bir veri bombardımanı altındayız. Her kafadan da bir ses çıkıyor; rakamlar, öneriler, tedbirler, felaket senaryoları, vs hepsi birbirine girmiş durumda. Herkes konuyu kendi ilgi ve bilgi alanı açısından değerlendirmeye çalışıyor. Bizlerse, distopik bir roman içine sıkışıp kalmış gibiyiz. Bildiğimiz tek şey, evlerimizden çıkmamalıyız ve grip gibi algılanan, ama grip olmayan bu salgından bir şekilde kendimizi korumalıyız. Salgın, ilk ortaya çıktığında, grip ya da influenza ile çok karıştırıldı. Bu durum, birçok insanın, olayın ciddiyetine varamamasına neden oldu. Öyle veya böyle; virus, salgın, grip, influenza kelimeleri gelip hepimizin gündemine oturdu. Latince “influentia” kelimesinden türeyerek İtalyanca’ya geçen “influenza” sözcüğü, XIV. yüzyıldan itibaren kullanılmaktaydı. İlk başlarda

"GİZLİ SEYAHAT"

Söyleyin o trene beni beklemesin artık Sinemde bir dolu yasım var benim Ve boğazımda da buzdan bir düğüm. Hayır, beni bekleme tren, var git köyüne, Masmavi kuzeye, henüz öğleden sonrasında Mutlu ateşinle dağlar arasıda türküler söyleyerek. Hayır, bekleme beni, hayır hayır akşam treni Zarif çam treni, Göğsümden yaralıyım ben, kırmızı Kan içinde kavgalarda. Ah, güneşli tren, gelemem ki seninle,  Ağaçlar geçer bir bir solgun eller gibi, Simsiyah köşeler kuşatır beni  Ağaçlar arasında dumandan gözyaşlarıyla Donmuş loşluklarda Kapkara oyuklar kulaklarımı sağır eder, Kimi uzun ağaçlar daha da boy atarlar, Küller ve acılar bekler beni Yanmış kuytuluklarda, Gece trenlerinin duyulmayana dek -ateşi ve yaygarası engin ovada- İspanya’ya doğru gitsinler. Ah, gece treni, beni de yanında götür, Metal ve ışık, Yürek, taş ve  demir yüklü, Bir tek keskin yamaçlarda duralım seninle!