Ana içeriğe atla

İSPANYOL İÇ SAVAŞI’NIN İLK GÜNLERİNDE CUMHURİYET GAZETESİ’NDE SAVAŞ HAKKINDA ÇIKAN HABERLER


17 Temmuz 1936’da İspanya’nın Fas Garnizonu’nda başlayan askeri ayaklanma, kısa sürede tüm Castilla, Andalucía’nın kıyı şeridi ile Extremadura ve Galicia bölgelerine yayılır. Yalnızca 2 gün sonra İspanya, “İsyan Ordusu” adı verilen bu isyancı askeri grup destekçileri ile meşru Cumhuriyet hükümetini savunanların oluşturduğu “Cumhuriyet Ordusu” arasında ikiye bölünmüştür. 1931 yılında ilan edilen II. Cumhuriyet’e karşı olan tüm odaklar ile Kilise ve Falanj Partisi gibi aşırı sağ kanat destekçileri, kendilerine “Milli Cephe” diyen İsyan Ordusu’nu destekler. Buna karşılık kendilerine “Halk Cephesi” diyen ve Cumhuriyet Ordusu’nu oluşturan grup içerisinde II. Cumhuriyet taraftarları, Kilise karşıtları, işçi grupları ile komünizmden sosyalizme kadar geniş bir politik görüşe sahip İspanyollar bulunmaktadır. Merkezi Burgos’ta bulunan ve General Francisco Franco tarafından yönetilen İsyan Ordusu ve destekçileri ilerleyişlerini sürdürürken, meşru Cumhuriyet hükümeti de yönetim merkezini Madrid’ten Valencia’ya taşır. Tam anlamıyla ikiye bölünmüş İspanyol ulusu, 3 yıl boyunca korkunç bir iç savaşın tarafı olmak durumunda kalır. 5 Şubat 1939’da Barcelona’nın, 3 yıl süren “Madrid Savunması”ndan sonra 28 Mart 1939’da da Madrid’in düşüşünden sonra İç Savaş sona erer. Kazanan taraf, Franco liderliğindeki İsyan Ordusu olacak ve böylece 36 yıl sürecek Franco diktatörlüğü başlayacaktır.

 

Ayaklanmanın daha ilk günlerinden itibaren İspanya’da olup bitenler tüm dünya basınında yer almaya başlar. 1936 yılının Temmuz ayında, Türk basınını öncelikle meşgul eden en önemli konu Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanışıdır; ancak, İspanya’da başlayan askeri ayaklanma da daha ilk günlerinden itibaren Türk basınının ilgilendiği konular arasındadır. Cumhuriyet gazetesi de, savaşı takip etmek için doğrudan İspanya’ya bir temsilci göndermese de, Londra üzerinden gelen haberler vasıtasıyla okuyucularını her gün bilgilendirmeyi sürdürür. Bu yazımızın konusu, ayaklanmanın ilk 15 gününde, yani 17-31 Temmuz 1936 arasında, Cumhuriyet gazetesinde konu hakkında çıkan haberlerdir. 

 

İspanya’da ayaklanma ilk olarak 17 Temmuz’da Fas garnizonunda başlar. İspanya o dönemde o kadar çok grev ve ayaklanma ile uğraşmaktadır ki, Fas Garnizonunda başlayan bu ayaklanmayı ilk etapta dikkate almaz.  18 Temmuz’da diğer garnizonlara yayıldığında dahi, bastırılması gereken olağan bir ayaklanma muamelesi eder. Zaten 19 Temmuz’da yerel yöneticilerin de askerlerden yana tavır almasıyla, bir anlamda ayaklanmanın seyri değişir ve hükümet ciddi bir askeri teşebbüsle karşı karşıya olduğunun bilincine varır. Ancak, hükümet, organize bir askeri ayaklanma karşısında olabildiğince hazırlıksız yakalanmıştır ve askerle sivilleri karşı karşıya getirmemek için sivil halka silah dağıtılması taleplerine ilk başta karşı çıkar. 

 

İspanyol İç Savaşı’yla ilgili Cumhuriyet gazetesinde ilk çıkan haber, “Fas’ta Patlayan İhtilal İspanya’ya da Geçiyor” başlığıyla 19 Temmuz 1936 verilen haberdir. İsyanın 17 Temmuz 1936’da başladığı ve ilk etapta İspanyol hükümeti tarafınfan dahi çok da ciddiye alınmadığı düşünülürse, 2 gün sonra ana sayfadan girilen bir haber olarak, Türkiye’nin  İspanya’da olan bitenle yakından ilgilendiğini söyleyebiliriz. 

 

Bundan sonra Cumhuriyet gazetesinde her gün İspanyol İç savaşı’yla ilgili haberlere yer verilir. 20 Temmuz 1936’da “İspanyol Asileri Madrid Üzerine Yürüyorlar” başlığıyla verilen haberde Franco’nun isyanı nasıl Fas’ta başlatıp, nasıl ilerlediği anlatılır. 21 Temmuz’da 3. sayfadan giren haberde “Dahili Muharebe Bütün İspanya’ya Sirayet Etti” başlığıyla, iç savaşın o günkü durumu aşama aşama okuyucuya aktarılır. 22 Temmuz’da yine 3. sayfadan giren haberin başlığı “İspanya’daki İhtilal Henüz Yatıştırılamadı” şeklindedir ve haberin detaylarında, General Franco ile birlikte isyan eden diğer generallerden biri olan General Fanjul’un tutuklandığı, bir diğeri olan General Sanjurjo’nun da uçak kazasında hayatını kaybettiğini okuyucularına duyurur. (Bu aşamada, yola beraber çıkan 4 isyancı generalden geriye sadece General Mola ve General Franco kalmış ve Mola’nın da bertaraf edilmesiyle Franco, bir anlamda isyanın doğal lideri konumuna geçmiştir.)

 

23 Temmuz 1936’da sürmanşetten verilen haberin başlığı; “İspanyol Asileri Madrid Önünde” şeklindedir. Haberin detayında, asilerin başarılarına devam ederek ilerledikleri, Madrid’de durumun zorlaştığı ve Madrid halkının sadece  2 günlük erzağı kaldığı, halkın açlık ve susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu bildirilir. 24 Temmuz 1936 tarihli gazetenin ilk sayfasında yine İspanyol İç Savaşı’yla ilgili detaylı haberler mevcuttur. Başlığı “İspanya’da Harp Bütün Şiddeti İle Devam Ediyor”  olan haberin detayları ise şu şekildedir: “Hükümette, asiler de muvaffakiyet iddia ediyorlar. Fakat ihtilalci ordunun Madrid’e girmek üzere olduğu anlaşılıyor.”

 

25 Temmuz 1936’da yine sürmanşetten verilen “Asiler Madrid’i almak Üzere”  başlıklı haber şöyle devam eder: “Fas’tan gelen yeni ihtilal kıtaatı dün Malaga’dan İspanya’ya girdi. Ölenler 30.000’e yaklaştı. Mayorka ve Kanarya Adaları da asilerin eline geçti. Halk Birliği hükümeti binlerce kadını silah altına aldı.” 26 Temmuz 1936’da yine  bir 1. sayfa dan verilen: “İspanya’daki Dahili Harb. İki taraf da vaziyete hakim olmaya çalışıyor.” Başlıklı haberin detayları ise şöyle ilerliyor: “Fransa, hükümete; İtalya, asilere yardım ettikleri haberlerini tekzib ettiler. Sen Sebastiyende kanlı muharebeler devam ediyor.” Haberin devamında, asilerin ilerlemeye devam ettikleri vurgulanır. 28 Temmuz 1936’daki haberin başlığı ise gidişatın değiştiğinden bahseder. “İspanya’da vaziyet değişti. Hükümet Kuvvetleri  muvaffakiyet kazanıyor. Haberin detaylarında, İspanya’dan alınan haberlere göre, vaziyetin hükümetin lehine geliştiği ancak, asilerin kuzeyde hızlı ilerledikleri bildirilmektedir.

 

29 Temmuz 1936’da, “İspanya’da Kat’i Bir Muharebe Bekleniyor” başlığıyla sürmanşetten verilen haber “Şurada burada neticesiz çarpışmalar dün de devam etti. General Franko da İspanya’ya geçti. Donanma asileri geçirmemeye çalışıyor” şeklinde devam eder. İlginç bir başka detay da, Peyami Safa’nın yine 1. sayfada İspanyol İç Savaşı ile ilgili “Harb ve İhtilal” başlıklı bir yazısının da bulunuyor olmasıdır.

 

30 Temmuz 1936’da 1. sayfadan “Madrid Kuvvetleri Her Yerde İlerliyor” başlığıyla verilen haberin detaylarında, bir zırhlının ihtilalcilere geçtiği ve bir denizlatının da batırıldığı aktarılırken; savaşın iki tarafının da başarılarından bahsettiği ve iki taraftan gelen haberlerin birbirini tutmadığına vurgu yapılır. 31 Temmuz 1936’da “İspanya’da İhtilal Her Yerde Devam Ediyor” başlıklı haberde, “Asiler, Fransa’nın hükümete yardım ettiğini söylüyorlar. İspanyanın elçileri ise birer birer istifa ediyor” denilmektedir.

 

Yazımızın konusunu sadece Cumhuriyet gazetesiyle sınırlandırdığımız için, dönemin diğer gazetelerinin konu ile ilgili paylaşımları hakkında fikir yürütemeyiz. Ancak, Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi, o günlerde ülke açısından hayati önem arz eden bir konu varken dahi, Cumhuriyet gazetesinde İç Savaş ile ilgili verilen haberlerin  sıklığına bakılırsa; Türkiye’nin İspanyol İç Savaşı ile yakından ilgilendiği sonucuna varılabileceği kanaatindeyiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSPANYOL GRİBİ NEDİR?

COVID-19 ya da halk arasındaki adıyla Coronavirus (Koronavirüsü), maalesef tüm dünyanın şu günlerde en büyük sorunu ve yakın zamanda da geçeceğe benzemiyor. Hepimiz evlerimize kapanmışken, büyük bir veri bombardımanı altındayız. Her kafadan da bir ses çıkıyor; rakamlar, öneriler, tedbirler, felaket senaryoları, vs hepsi birbirine girmiş durumda. Herkes konuyu kendi ilgi ve bilgi alanı açısından değerlendirmeye çalışıyor. Bizlerse, distopik bir roman içine sıkışıp kalmış gibiyiz. Bildiğimiz tek şey, evlerimizden çıkmamalıyız ve grip gibi algılanan, ama grip olmayan bu salgından bir şekilde kendimizi korumalıyız. Salgın, ilk ortaya çıktığında, grip ya da influenza ile çok karıştırıldı. Bu durum, birçok insanın, olayın ciddiyetine varamamasına neden oldu. Öyle veya böyle; virus, salgın, grip, influenza kelimeleri gelip hepimizin gündemine oturdu.

Latince “influentia” kelimesinden türeyerek İtalyanca’ya geçen “influenza” sözcüğü, XIV. yüzyıldan itibaren kullanılmaktaydı. İlk başlarda İta…

"GİZLİ SEYAHAT"

Söyleyin o trene beni beklemesin artık Sinemde bir dolu yasım var benim Ve boğazımda da buzdan bir düğüm.
Hayır, beni bekleme tren, var git köyüne, Masmavi kuzeye, henüz öğleden sonrasında Mutlu ateşinle dağlar arasıda türküler söyleyerek.
Hayır, bekleme beni, hayır hayır akşam treni Zarif çam treni, Göğsümden yaralıyım ben, kırmızı Kan içinde kavgalarda.
Ah, güneşli tren, gelemem ki seninle,  Ağaçlar geçer bir bir solgun eller gibi, Simsiyah köşeler kuşatır beni  Ağaçlar arasında dumandan gözyaşlarıyla Donmuş loşluklarda Kapkara oyuklar kulaklarımı sağır eder, Kimi uzun ağaçlar daha da boy atarlar,
Küller ve acılar bekler beni Yanmış kuytuluklarda, Gece trenlerinin duyulmayana dek -ateşi ve yaygarası engin ovada- İspanya’ya doğru gitsinler.
Ah, gece treni, beni de yanında götür, Metal ve ışık, Yürek, taş ve  demir yüklü, Bir tek keskin yamaçlarda duralım seninle!
                                                JOSE HERRERA PETERE (1947-1977)
Hacia el sur se fue el domingo (1955)



“HENÜZ BİRKAÇ GÜN OLUYOR”

Henüz birkaç gün oluyor babam öldü benim,
Sadece birkaç gün öncesi işte.

Tüy kadar hafif düşüverdi öylece
Göz kapakları gibi inen
Gece ya da bir yaprak gibi
Sallanan, rüzgar esmediğinde

Bugünkü başka yağmurlara benzemiyor
Bugün yağmur ilk kez yağıyor
Mezarının mermeri üstüne

Her yağmur altında
Boylu boyunca uzanan benmişim, şimdi artık biliyorum,
Artık bir başka bedende öldüm ben.
Hugo MUJICA



HACE APENAS DÍAS

Hace apenas días murió mi padre,
hace apenas tanto.

Cayó sin peso,
como los párpados al llegar
la noche o una hoja
cuando el viento no arranca, acuna.

Hoy no es como otras lluvias
hoy llueve por vez primera
sobre el mármol de su tumba.

Bajo cada lluvia
podría ser yo quien yace, ahora lo sé,
ahora que he muerto en otro.
Hugo MUJICA