Ana içeriğe atla

12. YÜZYIL’DA SEVILLA’DA YAZILMIŞ ANONİM BİR ŞİİR: MELTEM VE YAĞMUR



Eğer çareni bir meltem esintisinde arıyorsan,
Bil ki nefesinde misk kokusunu taşır.

Güzel kokular yüklenmiş gelir,
Sana aşığının yanından selam getirir.

Hava ise bulutları kuşanmış gelir,
Bulutlar içinden siyah örtülü olanı seçmiştir.

Bahçeyi selamlayıp işmar eden yağmur yüklü bir buluttur o,
Hem kendi ağlar durur da sonra çiçekleri güldürür.

Toprak, üstünü çabucak örtsün diye, bulutu telaş ettirir
Ama sicim sicim yağan yağmuru tek tek elleriyle örer bulut
Diğer yanda da çiçekler açmaya durmuştur.




EL CÉFIRO Y LA LLUVIA
Si es que buscas remedio en el soplo de céfiro,
sabe que en sus bocanadas perfuma el almizcle.

Vienen a ti cargadas de aromas, como mensajeros
de la amada que te traen saludos de su parte.

El aire se prueba los trajes de las nubes y eliğe
entre ellos un manto negro.
Es una nube cargada de lluvia que hâce señas al
jardín saludndole y que luego llora, en tanto las
flores se ponen a reír.

La tierra da prisa a la nube para que le acabe el
manto, y la nube teje con una mano  los hilos de la
lluvia, mientras con la otra borda flores de realce.



KAYNAKÇA:

García Gómez, Emilio. (1940) Poemas Arábigoandaluces, Madrid: Espasa-Calpe, s.81.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İSPANYOL İSİMLERİYLE İMTİHANIMIZ

Bir İspanyol’un ismini gören bir Türk’ün verdiği ilk tepkilerden biri, biraz da şakayla karışık “İsim değil destan mübarek!” olur. Ya da ilk kez İspanyolca öğrenmeye başlayan birisi bildiği tüm İspanyolca isim ve soy isimleri art arda hızlıca söyleyerek sanki çok iyi İspanyolca konuşuyormuş gibi şaka yapar. Örneğin, “Juan Manuel Real Espinoza Sanchos Manchos Başkabişeybilmiyos” vb. Evet, İspanyol isim ve soy isimleri birkaç isim ve soy isim barındırır ve bu durum, İspanyol isimleriyle ilgili bu klişe söylemlerin kaynağını oluşturur. Peki İspanyolları’ın isimleri nasıl bu kadar uzun olabiliyor? Türkiye’de İspanyol kültürünün tanınırlığı arttıkça birçok kişi tarafından artık bilinen bu durumu, bir kez de biz topluca ele alıp açıklayalım dedik. “İspanyollar ve isim” konusunu açıklarken öncelikle bilmemiz gereken, her İspanyol’un biri babasından biri de annesinden gelen iki soy ismi olduğudur. İlk soy ismi babasından aldığı, ikincisi ise annesininkidir. Ömrü boyunca ikisini de bir a

İSPANYOL GRİBİ NEDİR?

COVID-19 ya da halk arasındaki adıyla Coronavirus (Koronavirüsü), maalesef tüm dünyanın şu günlerde en büyük sorunu ve yakın zamanda da geçeceğe benzemiyor. Hepimiz evlerimize kapanmışken, büyük bir veri bombardımanı altındayız. Her kafadan da bir ses çıkıyor; rakamlar, öneriler, tedbirler, felaket senaryoları, vs hepsi birbirine girmiş durumda. Herkes konuyu kendi ilgi ve bilgi alanı açısından değerlendirmeye çalışıyor. Bizlerse, distopik bir roman içine sıkışıp kalmış gibiyiz. Bildiğimiz tek şey, evlerimizden çıkmamalıyız ve grip gibi algılanan, ama grip olmayan bu salgından bir şekilde kendimizi korumalıyız. Salgın, ilk ortaya çıktığında, grip ya da influenza ile çok karıştırıldı. Bu durum, birçok insanın, olayın ciddiyetine varamamasına neden oldu. Öyle veya böyle; virus, salgın, grip, influenza kelimeleri gelip hepimizin gündemine oturdu. Latince “influentia” kelimesinden türeyerek İtalyanca’ya geçen “influenza” sözcüğü, XIV. yüzyıldan itibaren kullanılmaktaydı. İlk başlarda

"GİZLİ SEYAHAT"

Söyleyin o trene beni beklemesin artık Sinemde bir dolu yasım var benim Ve boğazımda da buzdan bir düğüm. Hayır, beni bekleme tren, var git köyüne, Masmavi kuzeye, henüz öğleden sonrasında Mutlu ateşinle dağlar arasıda türküler söyleyerek. Hayır, bekleme beni, hayır hayır akşam treni Zarif çam treni, Göğsümden yaralıyım ben, kırmızı Kan içinde kavgalarda. Ah, güneşli tren, gelemem ki seninle,  Ağaçlar geçer bir bir solgun eller gibi, Simsiyah köşeler kuşatır beni  Ağaçlar arasında dumandan gözyaşlarıyla Donmuş loşluklarda Kapkara oyuklar kulaklarımı sağır eder, Kimi uzun ağaçlar daha da boy atarlar, Küller ve acılar bekler beni Yanmış kuytuluklarda, Gece trenlerinin duyulmayana dek -ateşi ve yaygarası engin ovada- İspanya’ya doğru gitsinler. Ah, gece treni, beni de yanında götür, Metal ve ışık, Yürek, taş ve  demir yüklü, Bir tek keskin yamaçlarda duralım seninle!