Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İSPANYOL GRİBİ NEDİR?

COVID-19 ya da halk arasındaki adıyla Coronavirus (Koronavirüsü), maalesef tüm dünyanın şu günlerde en büyük sorunu ve yakın zamanda da geçeceğe benzemiyor. Hepimiz evlerimize kapanmışken, büyük bir veri bombardımanı altındayız. Her kafadan da bir ses çıkıyor; rakamlar, öneriler, tedbirler, felaket senaryoları, vs hepsi birbirine girmiş durumda. Herkes konuyu kendi ilgi ve bilgi alanı açısından değerlendirmeye çalışıyor. Bizlerse, distopik bir roman içine sıkışıp kalmış gibiyiz. Bildiğimiz tek şey, evlerimizden çıkmamalıyız ve grip gibi algılanan, ama grip olmayan bu salgından bir şekilde kendimizi korumalıyız. Salgın, ilk ortaya çıktığında, grip ya da influenza ile çok karıştırıldı. Bu durum, birçok insanın, olayın ciddiyetine varamamasına neden oldu. Öyle veya böyle; virus, salgın, grip, influenza kelimeleri gelip hepimizin gündemine oturdu.

Latince “influentia” kelimesinden türeyerek İtalyanca’ya geçen “influenza” sözcüğü, XIV. yüzyıldan itibaren kullanılmaktaydı. İlk başlarda İta…
En son yayınlar

“HENÜZ BİRKAÇ GÜN OLUYOR”

Henüz birkaç gün oluyor babam öldü benim,
Sadece birkaç gün öncesi işte.

Tüy kadar hafif düşüverdi öylece
Göz kapakları gibi inen
Gece ya da bir yaprak gibi
Sallanan, rüzgar esmediğinde

Bugünkü başka yağmurlara benzemiyor
Bugün yağmur ilk kez yağıyor
Mezarının mermeri üstüne

Her yağmur altında
Boylu boyunca uzanan benmişim, şimdi artık biliyorum,
Artık bir başka bedende öldüm ben.
Hugo MUJICA



HACE APENAS DÍAS

Hace apenas días murió mi padre,
hace apenas tanto.

Cayó sin peso,
como los párpados al llegar
la noche o una hoja
cuando el viento no arranca, acuna.

Hoy no es como otras lluvias
hoy llueve por vez primera
sobre el mármol de su tumba.

Bajo cada lluvia
podría ser yo quien yace, ahora lo sé,
ahora que he muerto en otro.
Hugo MUJICA



1936 BARSELONA YAZ OLİMPİYATLARI

1992 yılında bakkala (evet market değil bakkala) gidip büyük boy Coca Cola alan bir çocuk, alışılmış Coca Cola kırmızısı üzerinde olimpiyat halkaları da olan ince uzun bir bardak da almıştır.  Çok büyük bir ihtimalle benim gibi birçok çocuk, olimpiyat halklarının altında “Barselona 1992” yazan bu bardak sayesinde, Barselona adını belki ilk defa duymuştur. Ve tabi Barselona’nın İspanya’da bir şehir olduğunu ve olimpiyatların o yıl Barselona’da yapılacağını da.  Olimpiyatların o seneki mottosu “Amigos para siempre”nin ne anlama geldiğini anlamam içinse aradan yıllar geçmesi gerekecektir elbette.
O yıllarda birçok şeyi televizyon başına geçip ailecek izlediğimizi hatırlıyorum. İnternetin  ve sosyal medyanın henüz bize şah damarımızdan daha yakın olmadığı, ilk özel televizyonun kuruluşunun coşkuyla kutlandığı yıllar. Kanatları petrole bulanmış karabatak kuşuna üzüldüğümüz (ki sonradan bir propaganda görüntüsü olduğu ortaya çıktı, ama biz henüz televizyondan evimize akan her şeye koşulsuz…

“TAM TERSİ”

Seni görmekten korkuyorum
ve muhtacım seni görmeye
seni görmeyi umuyorum
zorlanıyorum seni görmekte
oysa sana rastlayasım var
seni bulma konusunda endişelerim.
seni bulacağımdan da eminim
sana rastlayacağıma dair zavallı şüphelerim de var.
seni acilen duymalıyım oysa
seni duymak bana mutluluk veriyor
seni duyacak kadar şanslıyım
ve korkuyorum da seni duymaktan
ya da
özetlersek
bittim ben
ya da harikayım
belki ikincisinden daha çok
birincisiyim
ya da belki
tam tersi.



Viceversa

Tengo miedo de verte
necesidad de verte
esperanza de verte
desazones de verte
tengo ganas de hallarte
preocupación de hallarte
certidumbre de hallarte
pobres dudas de hallarte
tengo urgencia de oírte
alegría de oírte
buena suerte de oírte
y temores de oirte
o sea
resumiendo
estoy jodido
y radiante
quizá más lo primero
que lo segundo
y también
viceversa.

"BULMACA"

Biz küçük birer çocukken bir vakitler
otuz yaşındakileri yaşlı sanırdık
bir su birikintisini ise bir okyanus
kokuşmuş ölümdense
henüz bihaber yaşardık
sonra bizler genç birer delikanlı olduk
yaşlılar da kırk yaşına geldi
bir gölet okyanus kadar oldu
ve ölümse lalettayin
bir sözcüğe evrildi
sonunda evlendiğimizde
yaşlılar artık ellilerindeydi
bir göl oldu sana bir okyanus
bu kez bir de ölüm vardı da
yalnız başkaları içindi.
şimdi yaşlı bir kurt olarak
artık hakikate erdik
okyanus sonunda bir okyanus kadar artık
ve ölüm diye sonunda kendimizinkine
yaklaştık

Mario Benedetti









PASATIEMPO

Cuando éramos niños
los viejos tenían como treinta
un charco era un océano
la muerte lisa y llana
no existía.
luego cuando muchachos
los viejos eran gente de cuarenta
un estanque era un océano
la muerte solamente
una palabra
ya cuando nos casamos
los ancianos estaban en los cincuenta
un lago era un océano
la muerte era la muerte
de los otros.
ahora veteranos
ya le dimos alcance a la verdad
el océano es por fin el océano
pero la muerte…

LATİN AMERİKA’NIN SÖMÜRGELEŞTİRİLMESİNE BAZI İSPANYOL DÜŞÜNÜRLER NEDEDİLER?

1492, İspanya için çok özel ve önemli bir tarihtir. Bu tarihte hem İber Yarımadası’nda Katolik birliği sağlanırken, hem de Kristof Kolomb yeni kıtayı keşfeder. Çoğumuzun bu iki olaya dair fikirleri mevcut. Özellikle bu yazının konusu olan, coğrafi keşifler ve sonrası ile ilgili düşünceler, genel olarak iki başlık etrafında şekillenir. İlki, kıtayı gerçekten ilk defa Kolomb’un keşfedip keşfetmediği, ikincisi ise “İspanyolların yıllar boyunca Amerika’yı bir sömürge olarak kullanmış olması”.
Kolomb’un Amerika’yı ilk kez keşfetmiş olması ya da olmaması bilimsel bir tartışma olmaktan çok, bir dedikodu malzemesi olarak işleniyor. Ondan önce de, kıtaya başkalarının çıktığı ile ilgili bazı veriler mevcut, ancak burada önemli olan Amerika ile dünyanın geri kalanını kesintisiz bir şekilde bağlayan ilişkiler ağının ilk defa ciddi bir şekilde 1492’den sonra kurulmuş olması. Zaten coğrafi keşiflerin önemi de, yeni bir kıtanın bulunmasının ötesinde, onun eski kıtaya aktarılan kaynakları ve buradak…

“LA GUERRA HA TERMINADO”

Temmuz 1936’da başlayan İspanyol İç Savaşı, bundan tam 80 yıl önce 1 Nisan 1939’da resmi olarak son bulur.  Savaşın bitişi Burgos Ulusal Radyosundan yapılan şu anonsla duyurulur:  “Bugün, kızılların ordusu silahları bırakmış ve esir alınmıştır; bugün, milli birliklerimiz, en son hedeflerine de ulaşmıştır. Savaş bitmiştir.”
https://www.youtube.com/watch?v=duQr8VrAvtg
Metin ve imza Franco’nun; ancak, seslendirme ona değil, radyocu Fernando Fernández de Córdoba’ya ait. Kim bilir belki aynı etkiyi yaratabilse, seslendirmeyi bizzat kendisinden de duyabilirdik. Franco’nun çağdaşları gibi, bir şekilde insanın üzerinde etki bırakan bir ses tonu yok zira:
https://www.youtube.com/watch?v=_YGsONHOEOg
Tekrar 1 Nisan’daki anonsa dönelim. Anonsu yapan Fernando Fernández,  savaş bitiminde kariyerine sinemada aktör olarak devam etti. (Franco’nun kariyerini (!) nasıl şekillendirdiğini ise hepimiz biliyoruz.)  1897-1982 yılları arasında geçen ömründe 51 filmde yer aldı; ama tarih onu filmleriyle değil, …