Ana içeriğe atla

Yayınlar

KASIM MANZARALARI

  KASIM MANZARALARI Geldi çattı işte kasım, yağmur yüklü bulutları ve karşı konulmaz kokusuyla krizantemlerin; boş meydanda yalnız bir ağaç hışırtısını yayarken akşama karşı. Düşen yağmur damlalarından kaçarken, usul usul yol alıyor genç bir adamın hüznü. Pardesüsü koyu renkli, yenilgisinin karanlığıysa okunuyor gözlerinden: onbeşinde ya var ya yok masum korkuları ve sessiz rüyaları yaz günü gökyüzü misali Bir kahvede otururken bakıyorum ona. Aramızdaki cam delip geçip varlığının uzaklığını  ta masama kadar getiriyor onu, acı içinde ve manasızca, akıp gidiyor zaman. Geldi çattı işte, tertemiz bir bıçak gibi, kasım. Keskin ucuyla ikiye bölüp bizi ürkütücü işaretlerini kazıdı üstümüze, bizse iki farklı yüzüyüz bu kirli madalyonun ölümün pis bir haracı alırcasına üstelediği. Leopoldo Sánchez Torre Lugares comunes , 1991                                                                                      VISIÓN DE NOVIEMBRE Ha llegado noviembre, con sus arcos de niebla y su olor irresistib
Son yayınlar

İSPANYOLCA ÖĞRENİRKEN YAPILAN YANLIŞLAR

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Başlığa takılmayalım. Benim uzmanlık alanım İspanyolca olduğu için, başlığı bu şekilde attım; yoksa siz hangi dili öğreniyorsanız, aşağıda yazılı olan maddeleri ona uyarlayabilirsiniz. Hatta, eğitimin hangi kademesinde olursanız olun ya da hangi alanda eğitim alıyosanız alın içinde işe yarar bir şeyler bulacağınızı düşünüyorum.    Peki madem herkese uyarlanabilecek öneriler var, öyleyse neden İspanyolca? Dediğim gibi, benim uzmanlık alanım bu ve her ne kadar başka dillerde eğitim almış olsam da, eğitimini verdiğim dil İspanyolca. Anaokulundan üniversiteye, devlet okulundan koleje, dil kursundan özel derse, hazırlık sınıflarından seçmeli derslere, İspanyolcanın abc’sinden İspanya’nın tarih ve edebiyatına, 7’den 77’ye çok çeşitli yaş gruplarına İspanyolca eğitimi verme şansım oldu.    Bu süreçte farklı kurumlardaki farklı yaş gruplarının öğrenme alışkanlıklarına, güçlü ve zayıf yanlarına ve tabi yapılan yanlışlara birebir şahitlik ettim. Kimini düzeltmeye ça

JOAN MARGARIT VE BİR ŞAİR HASSASİYETİ: “YAŞLILIĞA DAİR”

2008 yılında henüz bir yüksek lisans öğrencisiyken, çok sevdiğim dostum Sümeyra ile o sene Mayıs ayında düzenlenen İBB’nin Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne dinleyici olarak katılmıştık. Festivalin o seneki ana teması “Çağdaş Katalan Şiiri”ydi ve birçok Katalan/İspanyol şairi tanıma fırsatı yakaladığımız için çok mutluyduk. Türkiye’de İspanyolca öğrenen, Cervantes Enstitüsü’nün etkinlikleri haricinde İspanyolca konuşmak için fırsat kollayan İspanyol dili öğrencileri olarak, bu büyük bir olaydı bizim için. Katalan şiirini tanımak, çağdaş Katalan şairlerle bizzat tanışmak, sohbet etmek, birer kahve içmek ise daha büyük bir onurmuş. Bunu bugün çok daha iyi anlıyorum. O sırada tezimde Tanpınar ve Eduardo Mendoza’yı çalışıyordum. Orhan Pamuk, Nobel alalı 2 yıl olmuştu.  Bense oturmuş İstanbul’da birkaç Katalan şairle İspanyolca olarak Türk Edebiyatı hakkında sohbet ediyor ve Türk romanını daha yakından tanımak için kitap tavsiyesi isteyen bu isimlere Tanpınar, Oğuz Atay ve elbette Orh

PEYAMİ SAFA’NIN GÖZÜNDEN İSPANYOL İÇ SAVAŞI

          17 Temmuz 1936’da İspanya’nın Fas Garnizonu’nda başlayan askeri ayaklanma, kısa sürede tüm İspanya’ya yayılır. Birkaç gün içinde ülke “İsyan Ordusu” ve “Cumhuriyet Ordusu” taraftarları olarak ikiye bölünür ve ancak 1 Nisan 1939 yılında resmen sona ermiş olacak olan “İspanyol İç Savaşı” başlar. O dönem sıkça çıkan birçok ayaklanma ile boğuşan İspanyol Hükümeti, İsyan Ordusu’nun başlattığı bu isyanı başta ciddiye almaz; ancak hem bu basiretsizlik, hem de kimi yerel yöneticilerin isyancı askerlerle işbirliği yapması sadece hükümetin değil, bir devrin de sonunu hazırlamış olur.   İspanya’daki askeri ayaklanma çok geçmeden uluslararası kamuoyunun da gündeminde yer bulur. Hitler Almanyası ve Mussolini İtalyası’nın desteklediği İsyan Ordusu ve Franco ile Stalin Rusyası’nın desteklediği Cumhuriyet Ordusu ve İspanyol Hükümeti arasındaki savaş, aslında, bir anlamda uluslararası güçlerin de savaş meydanıdır. Bedelini İspanyol halkının ödediği bu savaşa İngiltere’nin başını çektiği diğer

İSPANYOL İÇ SAVAŞI’NIN İLK GÜNLERİNDE CUMHURİYET GAZETESİ’NDE SAVAŞ HAKKINDA ÇIKAN HABERLER

17 Temmuz 1936’da İspanya’nın Fas Garnizonu’nda başlayan askeri ayaklanma, kısa sürede tüm Castilla, Andalucía’nın kıyı şeridi ile Extremadura ve Galicia bölgelerine yayılır. Yalnızca 2 gün sonra İspanya, “İsyan Ordusu” adı verilen bu isyancı askeri grup destekçileri ile meşru Cumhuriyet hükümetini savunanların oluşturduğu “Cumhuriyet Ordusu” arasında ikiye bölünmüştür. 1931 yılında ilan edilen II. Cumhuriyet’e karşı olan tüm odaklar ile Kilise ve Falanj Partisi gibi aşırı sağ kanat destekçileri, kendilerine “Milli Cephe” diyen İsyan Ordusu’nu destekler. Buna karşılık kendilerine “Halk Cephesi” diyen ve Cumhuriyet Ordusu’nu oluşturan grup içerisinde II. Cumhuriyet taraftarları, Kilise karşıtları, işçi grupları ile komünizmden sosyalizme kadar geniş bir politik görüşe sahip İspanyollar bulunmaktadır. Merkezi Burgos’ta bulunan ve General Francisco Franco tarafından yönetilen İsyan Ordusu ve destekçileri ilerleyişlerini sürdürürken, meşru Cumhuriyet hükümeti de yönetim merkezini Madrid’te

"AYNALAR"

Hiç önemi yok az mı uyudun yoksa çok mu, hiçbirini affetmez bir otel odasındaki aynalar, vahşi bir hayvan gibidir her biri  öylesi karşı koyar insanın dokunuşlarına.   Bir de tanıdık aynaların ışıkları var onlarsa acıyorlar halimize, bilmezden gelişlerimize göz yumup hem, şefkatten, ya da alışkanlıktan belki de çekiyorlar sineye.   Biliyorum aslında aynalar set çekilmiş sularıdır akıp giden bir nehrin. Çünkü şahit oldum güneşten yansıyan aksin Kirlerini nasıl gizlediğine gölgelerin.   Oysa gözlerinin derinliklerine her kim bakarsa izlerine rastlar geçip giden zamanın; bir de bir otel odası sabahında ansızın belirip içimizi yakan tozlu sayfalarına geçmişin.   Ne diye cevap vereyim ki o zaman. Kapat gözlerini,  çünkü insanı bu denli yıpratan başka bir şey olamaz senin bu bakışlarından başka.     LUIS GARCÍA MONTERO (1958-….) Habitaciones Separadas ( 1994)       LOS ESPEJOS No importa si has dormido poco o mucho, los espejos de hotel nunca perdonan y son como animals de montaña que no ace

"GİZLİ SEYAHAT"

Söyleyin o trene beni beklemesin artık Sinemde bir dolu yasım var benim Ve boğazımda da buzdan bir düğüm. Hayır, beni bekleme tren, var git köyüne, Masmavi kuzeye, henüz öğleden sonrasında Mutlu ateşinle dağlar arasıda türküler söyleyerek. Hayır, bekleme beni, hayır hayır akşam treni Zarif çam treni, Göğsümden yaralıyım ben, kırmızı Kan içinde kavgalarda. Ah, güneşli tren, gelemem ki seninle,  Ağaçlar geçer bir bir solgun eller gibi, Simsiyah köşeler kuşatır beni  Ağaçlar arasında dumandan gözyaşlarıyla Donmuş loşluklarda Kapkara oyuklar kulaklarımı sağır eder, Kimi uzun ağaçlar daha da boy atarlar, Küller ve acılar bekler beni Yanmış kuytuluklarda, Gece trenlerinin duyulmayana dek -ateşi ve yaygarası engin ovada- İspanya’ya doğru gitsinler. Ah, gece treni, beni de yanında götür, Metal ve ışık, Yürek, taş ve  demir yüklü, Bir tek keskin yamaçlarda duralım seninle!