Ana içeriğe atla

Yayınlar

GÜVERCİN

Yanılmıştı güvercin, aldanmıştı. Kuzeye diye, güneye doğru uçmuştu da, Buğdayı, su sanmıştı, yanılmıştı. Denizi gözyüzü sanmıştı Ve geceyi, sabah, yanılmıştı, yanılmıştı. Yıldızları, çiy damlası, Ve sıcağı da, kar ile, karıştırmıştı, yanılmıştı. Eteğini, gömleğin, Yüreğiniyse senin, kendi yuvası, sanmıştı, aldanmıştı. Kıyıda uykuya dalmıştı o, sense bir dalın ucunda.     Rafael Alberti ( 1902- 1999) , “ La paloma”,  Entre el clavel y la espada (1941), Alianza Editorial, Madrid, 1991.   Kendi sesinden Rafael Alberti ve “La Paloma” şiiri:   http://www.cervantesvirtual.com/portales/rafael_alberti/224963_se_equivoco_la_paloma/           La paloma   Se equivocó la paloma, se equivocaba. Por ir al norte, fue al sur creyó que el trigo era agua, se equivocaba. Creyó que el mar era el cielo que la noche, la mañana, se equivocaba, se equivocaba. Que las estrellas, rocío que la calor, la nevada, se equivocaba, se equivocaba. Que tu falda era tu blusa que tu corazón, su casa, se equivocaba, se equ
Son yayınlar

TÜRK SİNEMASI VE İSPANYA

“Türk Sineması ve İspanya” gibi bir konuya girmeden, belki öncelikle İspanya ve İspanyollar hakkında genel olarak ne düşünüyoruz, ona bir göz atmakta fayda var.  Yoldan geçen herhangi bir adamı çevirsek ve İspanya hakkında ne düşündüğünü sorsak; genel olarak “Akdeniz’de bir ülke, boğa güreşi, flamenko, gitar, yelpaze, futbol, Real Madrid, Barcelona” gibi yanıtlar almamız çok mümkün. Biraz daha bilgi sahibi olan birine sorsak, yanıtlar biraz daha çeşitlenebilir: “Siesta, tapas, Endülüs, El Hamra, güzel plajlar, Don Kişot, Bask Bölgesi, Almodovar, Javier Bardem, Picasso, Gaudi” gibi.  Bazı kavram ve simgelerin İspanya’ya özgü olmasında haklılık payı olmakla birlikte, birçoğu da önyargılarımıza ve kafamızdaki klişelere dayanıyor. Örneğin, “İspanyol” dediğimizde gözümüzde sabahtan akşama kadar ya gitar çalan ya da siesta yapan erkekler, fırfırlı kıyafetleri ve topuklu ayakkabılarıyla flamenko yapan kadınlar geliyor. Bu sadece bize özgü bir durum değil, ancak böyle bir durumun gerçek olmadı

ANTONIO MACHADO’DAN ÖĞÜTLER

      21 Ocak 1939’da, Antonio Machado, tüm anılarını ardında bırakıp Barcelona’dan ayrıldı. İspanyol İç Savaşı’nı kaybeden taraftaydı ve kaçmazsa büyük ihtimalle sağ kalamayacaktı. Ancak, yola çıktığında 63 yaşındaydı ve ölüm onu 1 ay sonra, 22 Şubat 1939’da Fransa sınırındaki Collioure’de yakaladı. Cebinden çıkan defterinde iki satırlık bir şiir yazılıydı.     Yaşadığı kara günlerinde, çocukluğuna duyduğu özlemi anlatıyordu.   “Estos días azules y este sol de la infancia”. “Bu kederli günler ve çocukluğun o sıcacık güneşi”.  Yaşlı annesi de yanıbaşındaydı. Oğlunun acısına 3 gün dayanabildiği ve 25 Şubat’ta onun da öldüğü söylenir.          Machado’nunki İç Savaş’ın soldurduğu nice hayattan sadece biriydi. Oysa, o Castilla’nın şairiydi. İspanya’nın. İspanya’da yazmıştı, İspanya için yazmıştı. İlk kez 1912’de basılan “Campos de Castilla”, İspanya için kaleme aldığı onlarca şiirini barındıran kitaplarından sadece biriydi. O şiirlerden birisi; “Consejos”, “Öğütler”, okuyucusuna değil, be

LOS SANTOS INOCENTES YA DA “İSPANYOL ŞAKA GÜNÜ”

  1 Nisan dediğimizde hepimiz aklına, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, şaka yapmak, gelir. Çünkü, 1 Nisan Şaka Günü’dür. Çıkış noktasıyla ilgili çeşitli rivayetler var. En çok kabul gören görüşlerden biri; 16. yüzyıla kadar yeniyılın ilk günü olarak kabul edilen 1 Nisan’ın, 16. yüzyılda Fransa’da 1 Ocak’a alınmasına rağmen birçok kişinin bundan bihaber, yeni yılı 1 Nisan’da kutlamaya devam etmesi ve bu şekilde kutlamaya devam eden kişilerle dalga geçilmesidir. Bu haliyle Avrupa’nın birçok yerinde April Fools’ Day, şeklinde anılır. Çıkış noktasını Roma’ya, hatta daha da öncesinde pagan kültürüne kadar tarihleyenler de var, ancak yazımızın konusu bununla ilgili değil. Biz İspanyol ( ve tabi Latin Amerika) kültüründeki Şaka Günü ile ilgileniyoruz ve işte o gün de, 28 Aralık’a tekabül ediyor ve “El Dia de los Santos Inocentes” adıyla biliniyor.   Evet, İspanyollar, 1 Nisan’ı şaka günü olarak kutlamıyorlar. (Hatta dünyada bir tek İspanyollar ve Latin Amerikalılar, 1 Nisan’ı şaka günü ol

KASIM MANZARALARI

  KASIM MANZARALARI Geldi çattı işte kasım, yağmur yüklü bulutları ve karşı konulmaz kokusuyla krizantemlerin; boş meydanda yalnız bir ağaç hışırtısını yayarken akşama karşı. Düşen yağmur damlalarından kaçarken, usul usul yol alıyor genç bir adamın hüznü. Pardesüsü koyu renkli, yenilgisinin karanlığıysa okunuyor gözlerinden: onbeşinde ya var ya yok masum korkuları ve sessiz rüyaları yaz günü gökyüzü misali Bir kahvede otururken bakıyorum ona. Aramızdaki cam delip geçip varlığının uzaklığını  ta masama kadar getiriyor onu, acı içinde ve manasızca, akıp gidiyor zaman. Geldi çattı işte, tertemiz bir bıçak gibi, kasım. Keskin ucuyla ikiye bölüp bizi ürkütücü işaretlerini kazıdı üstümüze, bizse iki farklı yüzüyüz bu kirli madalyonun ölümün pis bir haracı alırcasına üstelediği. Leopoldo Sánchez Torre Lugares comunes , 1991                                                                                      VISIÓN DE NOVIEMBRE Ha llegado noviembre, con sus arcos de niebla y su olor irresistib

İSPANYOLCA ÖĞRENİRKEN YAPILAN YANLIŞLAR

Öncelikle şunu belirtmeliyim: Başlığa takılmayalım. Benim uzmanlık alanım İspanyolca olduğu için, başlığı bu şekilde attım; yoksa siz hangi dili öğreniyorsanız, aşağıda yazılı olan maddeleri ona uyarlayabilirsiniz. Hatta, eğitimin hangi kademesinde olursanız olun ya da hangi alanda eğitim alıyosanız alın içinde işe yarar bir şeyler bulacağınızı düşünüyorum.    Peki madem herkese uyarlanabilecek öneriler var, öyleyse neden İspanyolca? Dediğim gibi, benim uzmanlık alanım bu ve her ne kadar başka dillerde eğitim almış olsam da, eğitimini verdiğim dil İspanyolca. Anaokulundan üniversiteye, devlet okulundan koleje, dil kursundan özel derse, hazırlık sınıflarından seçmeli derslere, İspanyolcanın abc’sinden İspanya’nın tarih ve edebiyatına, 7’den 77’ye çok çeşitli yaş gruplarına İspanyolca eğitimi verme şansım oldu.    Bu süreçte farklı kurumlardaki farklı yaş gruplarının öğrenme alışkanlıklarına, güçlü ve zayıf yanlarına ve tabi yapılan yanlışlara birebir şahitlik ettim. Kimini düzeltmeye ça

JOAN MARGARIT VE BİR ŞAİR HASSASİYETİ: “YAŞLILIĞA DAİR”

2008 yılında henüz bir yüksek lisans öğrencisiyken, çok sevdiğim dostum Sümeyra ile o sene Mayıs ayında düzenlenen İBB’nin Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne dinleyici olarak katılmıştık. Festivalin o seneki ana teması “Çağdaş Katalan Şiiri”ydi ve birçok Katalan/İspanyol şairi tanıma fırsatı yakaladığımız için çok mutluyduk. Türkiye’de İspanyolca öğrenen, Cervantes Enstitüsü’nün etkinlikleri haricinde İspanyolca konuşmak için fırsat kollayan İspanyol dili öğrencileri olarak, bu büyük bir olaydı bizim için. Katalan şiirini tanımak, çağdaş Katalan şairlerle bizzat tanışmak, sohbet etmek, birer kahve içmek ise daha büyük bir onurmuş. Bunu bugün çok daha iyi anlıyorum. O sırada tezimde Tanpınar ve Eduardo Mendoza’yı çalışıyordum. Orhan Pamuk, Nobel alalı 2 yıl olmuştu.  Bense oturmuş İstanbul’da birkaç Katalan şairle İspanyolca olarak Türk Edebiyatı hakkında sohbet ediyor ve Türk romanını daha yakından tanımak için kitap tavsiyesi isteyen bu isimlere Tanpınar, Oğuz Atay ve elbette Orh